Hz.Hızır Yaşıyormu Yoksa Öldümü

Bugünkü fikir kırıntıları köşemizdeki konumuz Hz.Hızır (A.S.) yaşıyormu yoksa öldümü? Günümüzde tv ekranına çıkan yada bir topluluğun önüne geçip sohbet eden her hoca Hz.Hızır (A.S.) dan bahseder. Bazıları işi öyle ileri götürür ki Hz.Hızır (A.S) yaşıyor hatta şu gün şu vakit namazını şu camide kılıyor der. Tabi bu şekilde konuşanların dayanağı nedir bilemeyiz ancak bunların sayesinde günümüzde pek çok dolandırıcı ben Hz.Hızır’ım diyerek insanlarımızı dolandırmaktadır. Bunda Hz.Hızır A.S. ı yaşatıp hatta belirli vakit belirli günde belirli camide namaz kıldıranların sorumlulukları yadsınamaz. Şimdi konumuzu derinleştirelim.

Hz.Hızır (A.S.) Kimdir:
Hz.Hızır (A.S.) Kur’an-ı Kerim’de isim olarak geçmemektedir. Ancak Kehf suresinde kıssası anlatılan Hz.Musa (A.S.) ile yolculuk yapan şahıs için verilen isimdir. Hızır ismi hadis-i şeriflerde belirtilmektedir. Öncelikle bunu belirtelim. Hz.Hızır (A.S.) ‘ın özellikleri Kehf Suresi 65. Ayette “Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” olarak belirtilmiştir. Peygamber olup olmadığı konusunda bir ayet yoktur. Hz.Hızır (A.S.)’ın diğer insanlardan farklı olarak ilim ve daha fazla özellikler ile donatıldığı anlatılmaktadır. Ayrıca aynı ayette Hz.Hızır (A.S.)’ın bir insan olduğu kullarımızdan bir kul cümlesi ile belirtilmektedir. Buraya kadar Hz.Hızır (A.S.)’ın bir insan olduğu konusunda ayet ile mutabık kaldık.

Hz.Musa (A.S.) ve Hz.Hızır (A.S.) Kıssası:
Kehf suresinde alttaki ayetler ile Hz.Musa peygamber ile Hz.Hızır (A.S.) ın yaşadıkları ve yaptıkları zaman dilimi anlatılmaktadır. Yani Hz.Hızır (A.S.) Hz.Musa (A.S.) peygamberliği döneminde yaşayan bir insan idi. Kıssanın anlatıldığı ayetler ise.

65 – Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

66 – Musa ona: “Allah’ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” dedi.

67 – (Hızır) dedi ki: “Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.

68 – “İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?”

69 – Musa: “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim” dedi.

70 – (Hızır) dedi ki: “O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!”

71 – Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi: “Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın.”

72 – (Hızır:) “Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.

73 – Musa dedi ki: “Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma.”

74 – Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: “Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın” dedi.

75 – Hızır dedi ki: “Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?”

76 – (Musa) dedi ki: “Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma! Hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın.

77 – Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: “İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın” dedi.

78 – Hızır dedi ki: “İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.”

79 – “Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.”

80 – “Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk.”

81 – “İstedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin.”

82 – “Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur.”

Hz.Hızır (A.S.) Yaşıyormu Öldümü?
Bu sorunun cevabı için bizlere Enbiya suresi 34. ayet yeterlidir. Kehf Suresi 65. ayette belirtildiği gibi Hz.Hızır (A.S.) bir insandır. Enbiya Suresi 34.Ayet’te ise hiçbir insanın ölümsüz kılınmadığı belirtilmiştir. “(Ey Muhammed!) Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık (hiçbir beşere/insana, ebedilik/kalıcılık vermedik), sen ölürsün de onlar baki kalır mı?” Kur’an-ı Kerim’in değiştirilmemiş ve korunduğuna inanıyor isek sorunu ncevabı kesindir. Ayetler ile kesin olan bir durum için her sakkallı hocanın dediğini kabul etmek yanlış olacaktır. Anlamadığımız Hz.Hızır (A.S.) yaşıyor diyen hatta camilerde namaz kılma vaktini açıklayan bu hocaların ayetleri görmediklerimi yada görmezdenmi geldiklerini merak ediyoruz. Unutmamalı ki ayetleri yalanlamak şirktir. Allah (C.C.) çıkarı yada kendi kafasındaki hayaller ile yaşayıp ayetleri görmezden gelenlerden hepimizi korusun.

 

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.